🏛️ Bergama: Tarih, Kültür ve Mirasın Buluştuğu Şehir
🏛️ Bergama’ya Yolculuk: Anadolu’nun Antik Kalbine Bir Adım
Anadolu’nun antik yerlerini gezmeye karar verdiğimde, ilk durağımı seçmek düşündüğümden daha zor oldu. Hattuşa, Ani, Gordion, Aizanoi, Sagalssos ve Termessos ve Pergamon gibi pek çok antik kent arasında bir süre düşündüm. Sonunda, tarih boyunca varlığını sürdüren büyük kentlerden biri olan Bergama’yı tercih ettim. Batı Anadolu’nun en kadim Luvi kentlerinden biri olarak bilinen Bergama, bu yolculuğa zengin bir başlangıç sunacaktı. Ancak bu kenti gerçekten anlayabilmek için yalnızca bilgi toplamak yetmezdi—onun sokaklarını adımlamak, taşlarını okumak, geçmişin izini sürmek gerekiyordu.
📍 Bursa’dan Bergama’ya Yolculuk
Yolculuğum Bursa’dan başladı. Yaklaşık iki buçuk saatlik bir araba yolculuğunun ardından Bergama’ya ulaştım. İzmir’in en kuzeyinde yer alan bu ilçe, son yıllarda aldığı göçlerle hızla büyüyen bir nüfusa sahip. Deniz kıyısına yaklaşık yarım saatlik mesafede bulunan Bergama, hem tarih hem doğa tutkunları için ideal bir rota.
🏨 İlk Adım: Yerleşmek ve Keşfetmek
Bergama’ya vardığımda ilk iş olarak konaklayacağım otele yerleştim. Ardından kısa bir keşif gezisine çıktım. Şehrin her köşesi tarih kokuyordu: surlar, çeşmeler, antik alanlar, ören yerleri, tümülüsler ve daha neler neler… Her adımda geçmişe bir pencere açılıyor, her taş bir hikâye anlatıyordu.
BERGAMA’DA 25 GÜZEL GEZİ NOKTASI
AKROPOL TEPE (1)
Eski zamanlarda Bergama Akropolü
Akropol Tepe Bergama
BERGAMA AKROPOLÜ
Bergama’nın en güzel yerinde bulunan Akropol’ü gezmek için neredeyse tüm öğleden sonrasını ayırdım. Kentin kuzeyinde yükselen bu tepede bulunan antik eserler Türkiye’nin en büyük hazinesi olabilecek değerde.
Akropol tepeye çıkan cadde üzerinde yukarı çıkış için teleferik hattı da yer alıyor. Araçlar ile çıkanlar içinse Akropol girişinde otopark mevcut. Kenti yukarı şehir ve aşağı şehir olarak ikiye ayırmak mümkün. Surların yukarısında bulunan yukarı şehirde kralların ve soyluların yaşadığı saray yer alıyor. Bugün yıkık halde olan bu bölüm restore edilmek yerine gece testilerin kırıldığı define alanına dönüşmüş vaziyette. Saray ve muhafızlara su sağlayan büyük sarnıcın hemen altında ise görkemli Traion tapınağı tüm güzelliği ile kenti selamlıyor. Devasa sütunlara sahip tapınak dikkatle incelendiğinde toprak üzerinde değil altta yer alan başka bir yapının üzerinde yükseliyor. Kim bilir belki de tapınağın altında eski bir zaman ait bir Kibele tapınağı olduğunun söyleneceği zamanları da görmek kısmet olur.
1- TRAİANEİON ( TRAİAN TAPINAĞI)
Tapınak Akropol’ün merkezi konumunda ve yıkık bir halde olsa da zerafetinden hiç bir şey kaybetmemiş. Tapınak yıkılmış olmasaydı Almanlar belki de Trajan tapınağını da Berlin Pergamon müzesine götürecekti.
2- ANTİK PERGAMON TİYATROSU
Bergama’yı bu denli meşhur eden en önemli yapıların başında tiyatrosu geliyor. Onca zaman deprem ve yoğun yağışlar karşısında bütünlüğünü koruyor. Dünyanın en dik tiyatrosunda düşme korkusu yaşamadan gezinmek o kadar da kolay değil. Aşağı inmek zorundayım çünkü Dionysos tapınağı olmak üzere pek çok eski eser Tiyatro sahnesiyle aynı yol üzerinde yer alıyor.
3- DİONYSOS TAPINAĞI
Tiyatronun alt kısmında sağ tarafta izleri görülebilen tapınak şarap tanrısı olarak da nam salan Dionysos’a adanmış. Bugün çok az parçasının halen burada olma nedeni kentte sonraki dönem yapılan pek çok yapıda bu taşların kullanılmış olması. Bu tapınaktaki taşların da pek çoğu kayıp durumda olmalı. Öyle ya Satirlerin sevgilisi Dionysos’a adanmış bu tapınakta tek bir satir kabartması kalmamış.
4- ATHENA TAPINAĞI
Bugün sadece arazisini görebildiğimiz tapınak sütunları üzerinde yükseldiği zamanlarda Batı Anadolu tapınakları arasında nadide bir eserdi. Akropol’deki ilk yapılan tapınak olduğu tahmin ediliyor. Bugün Efes’te gördüğünüz kütüphanenin bir benzeri tapınağın etrafını çevreliyordu. Mısırlıların papirüsüne karşılık o zamanın Bergama’lıları bugün parşömen kağıdı dediğimiz pergamont kullanıyorlardı.
Üstelik 400 bin kitap rulosu ile dönemin en büyük arşivine sahipti ve Marcus Antonius sevgilisi Kleopatra’ya tüm bunları hediye etmişti. Anadolu insanı uğraşsın didinsin sen Roma’dan gel buralar artık benim deyip hediye et.
Kentin koruyucusu sayılan strateji, sanat ve savaş tanrıçası Athena adına yapılan Athena Tapınağı, Pergamon Akropol’ünün en önemli yapılarından biriydi. Arkaik dönemde Anadolu mimarisinin ilk ve tek Dor tapınağı olan yapı, MÖ 6. yüzyılın ikinci yarısında inşa edildi.
Athena Tapınağı’nın birçok parçası Berlin’deki Pergamon Müzesi’ne götürülerek aslına uygun biçimde orada yeniden kurulurken, Bergama’da ise yalnızca temelleri kaldı.
Birazdan Akropol tepeden eteklerine inince ‘Kızıl Avlu’ kilisesinde mısırdan gelen bazı eserler ve isimler göreceğiz. Serapis eski Mısır tanrısı ne arar Bergama’da sorusun cevabı Mısır Ptolemaios Krallığıʼnın kraliçesi ve son etkin hükümdarı Kleopatra nedeniyledir. Hatta bölgenin şifa merkezi olması nedeniyle Zeus Serapis olarak tapınım görmüştür.
BERGAMA AKROPOLÜ
TRAYAN (TRAJAN) TAPINAĞI
Antik Tiyatro
Dionysos Tapınağı
Athena Tapınağı Berlin Pergamon Müzesi
5- ZEUS SUNAĞI
Burada öncelikle Karl Humann (1839-1896) adından bahsetmek yerinde olacak. Arkeolog ve mühendis olan Humann yaşadığı tarihte Antik çağ eserleri hırsızlığında level atlamış bir isim. Devasa Zeus Sunağını paketleyip Berlin’e götürmüş. Antik dünyanın en önemli eserleri arasında yer alan bu altar tüm güzelliği ile bugün Berlin Pergamon müzesinde.
1880-1886 yılları arasında Dikili’de tren hattında mühendis olan Humann Zeus Sunağını keşfederek aldığı izinlerle ortaya çıkarıyor. Akropol’de bulunan hazineler yetmemiş olacak Osmanlı Devleti’nin mali sorunlarına çözüm bulacağı vaadi ile Zeus Sunağı’nı Almanya’ ( O dönem Prusya) götürmeyi başarıyor. Bu başarının ardından arkeolog unvanı alarak ödüllendiriliyor. Ne yazık ki öldükten sonra bir ödül daha alıyor Humann. Dönemin başbakanı Adnan Menderes’ten alınan bir izinle İzmir’de bir kilisede olan mezarından alınıp Berlin’e götürdüğü sunağın arazisine taşınıyor.
Humann mezarından sonra Akropol eteklerindeki antik döneme ait pek çok yıkıntı ise yeniden kazı çalışmalarının yapılacağı günleri bekliyor. Halka rasında eskiden “Domuz Alanı” olarak bilinen tepenin eteklerindeki antik değerler hiç de azımsanacak kadar az değil.
Zeus Altarı Berlin Pergamon Müzesi
6- KIZIL AVLU SERAPEİON
Bergama Akropolü detaylı gezmek isteyenler için daha pek çok yapı ve eseri barındırıyor. Kale, Sarnıç, Saray mutfağı, geceleri kazıldığı belli hazine odası ve sarayın diğer bölümleri saymakla bitmez. Artık kente geri dönmenin zamanı geliyor.
Akropolün eteklerinde indiğiniz anda devasa bir yapı karşımıza çıkıyor. Bir tarafı camiye dönüştürülmüş çok büyük bir bazilika.
Burası kırmızı tuğlaları ve devasa yapısı ile bir bazilika olsa da biraz detaylı gezince öncesinde büyük bir tapınak olduğuna dair ipuçlarını gösteriyor bizlere. Bergama Akropolü’nün güneyinde ovanın başlangıcında yer alan bu bazilika, tuğla duvarlarının renginden dolayı halk arasında “Kızıl Avlu” olarak adlandırılıyor.
Dikdörtgen planlı olan büyük bina, üç nefli ve apsisli yapısıyla “Bazilika” olarak Anadolu’nun en önemli kiliselerinden biridir. Zira Hristiyan inancında İncil’de geçen 7 büyük kiliseden biri olduğu varsayılır. Yapılan araştırmalar sonucunda kutsal yapı, Mısır tanrılarından Serapis ile iliskisinden dolayı, “Serapeion” olarakta adlandırılmıstır. Aslında bu isimlendirme onun bir bazilika haline getirilmeden önceki isminden kaynaklanır. Mevcut durumuyla, Anadolu’da, günümüze kadar gelmis Roma yapıları arasında en büyüğü olan tapınak, temenos alanı ile beraber 270x100m gibi devasa bir alanı kaplar.
Kızıl Avluyu Tarihsel süreç içerisinde ele almak için sıralama şu şekilde olmalıdır.
1. ANTİK DÖNEM KUTSAL TAPINAK ALANI (Dikili Mermerlerin başlangıcından izleri başlamaktadır)
2. SERAPEİON (Mısır tanrısı Serapis adına yapılan tapınak) Bu dönem muhtemelen Roma’nın İmaparatoru Marcus Antonius’un Kleopatra ile Bergama’da geçirdikleri döneme rastlar. Roma ve Mısır Kültürünün ortak eseri olduğu için aslında sanat tarihçileri ve arkeologların bu konuda derin araştırmaları çok daha fazla ayrıntıyı ortaya çıkaracaktır.
2. BAZALİKA (Hıristiyanlık dönemi Bizans kilisesi) Burada en büyük eserlerin arasında İmparator Hadrian, Trajan ve Caracalla dönemlerindeki çalışmalar Hristiyan Roma’nın da dikkatini çekmiştir. Bu nedenle devasa bazilika ile buradaki imar devam ettirilmiştir.
3. HAVRA (Avlusunun uzantısında Yahudi sinagogu)
4. CAMİ (Yuvarlak kulelerinin birinde Kurtuluş Camii) Osmanlı döneminde burçlardan biri camiye çevrilerek ibadet için kullanılmıştır.
Tapınağın önünde bulunan 200x100m boyutlarındaki büyük avlunun altından Selinus Çayı akmaktadır. Geniş bir temenos (yani kutsal alan) alanı elde etmek için Selinus çayının yatağını değiştirmek yerine üzerine 196m uzunluğunda tonozlu iki kanal inşa edilmiş. Bu sayede kanalların üst kısmı temenos zemini olarak kullanılmıştır. Kutsal alanı çevreleyen duvarlarından bir kısmı 13m yüksekliği ile Selinus üzerindeki Tabak Köprü yakınında, bir kısmı tapınağın güneyinde halen mevcuttur. İstenilen planda bir yapı oluşturabilmek amacıyla güneyde çay yatağının biraz daha güneye alınması gerekmiştir. Bu kısımda zemin, kutsal alanın zemininden daha aşağıda kaldığı için buradaki temenos duvarlarının temelleri daha derinlere indirilmiş ve bu duvarların yıkılmasını önlemek amacıyla dışta iki yarım kemerle destek verilmiş.
1932-1938 yılları arasında Kızıl Avlu içerisinde bulunan evlerin bir bölümü yıktırılarak yapılan kazı çalışmaları ile yapı kompleksi kısmen ortaya çıkartılabilmiştir. Bu dönemden sonra burada bilimsel amaçlı kazı çalışmaları yapılamadığından, günümüzde “İstiklal Meydanı” olarak bilinen alana kadar uzanan ve temenos alanı içinde halen mevcut olan konut ve işyerlerinin altında ne gibi antik alanların olduğu bilinememektedir.
Not : (Burada bahsedilen yer Kızıl Avludan başlayarak çarşıya kadar uzanan büyük bir alandır. Zaman içinde bulunan pranit sütunlar bunun kanıtıdır. Bu Pranit sütunlar avlunun sütunlu bir galeri ile çevrelenmiş olabileceğini düşündürmektedir. Burada bulunan esnaf dükkanları, hanlar ve otoparkın olduğu bu büyük alanın altı antik değere sahiptir. Siyaseten güçlü biri gelip bu alanda ki antik alanın ortaya çıkarılmasını sağlamadığı sürece orada kalmaya devam edecek anlamını taşır.)
Bazilikaya geri dönelim. Tuğladan inşa edilmiş olan dikdörtgen planlı tapınak 60x26m yüksekliğindedir. Tapınağa batı tarafında bulunan 7m genişliğinde, 14m yüksekliğindeki kapı açıklığından girilmektedir. Mermerden olan monolit kapı eşiğinin ağırlığı ise 70 ton civarındadır.
Mermer eşikteki 5m aralıklı iki mil yatağı burada iki kanatlı bir kapının bulunduğunu göstermektedir. Bu eşikten sonra renkli Milas (iasos) mermerinden özenle yapılmış bir döşeme gelmektedir. İç kısmın ortalarında sığ su havuzu ve derin bir su kuyusu bulunmaktadır. Daha sonra 1.5m yüksekliğinde 10m genişliğinde ve 12m derinliğinde podium yer almaktadır. Podium üzerinde 1m yüksekliğinde 4.6×4.6m boyutlarında olan kaidede kült heykeli durmaktaydı.
Kaidenin ortasındaki delik rahibin bir yeraltı yolu ile buradan kült heykelinin içine girerek tanrı sesleniyormuşçasına bir ortam sağlamak amacıyla yapılmıştır. Podiumun altında ise merdivenle inilen bir mahzen yer almaktadır. Mahzenin iki tarafında bulunan kapılar, tapınağın kuzey ve 61 güneyindeki kuleye benzeyen yuvarlak planlı yapılara geçiş sağlamaktaydı, ancak merdiven ve kapılar sonradan kireç harçla kapatılmıştır. Ana yapının içinde, yüksek sütunlar tarafından taşınan bir galeri dolaşmaktadır. Bu sütunlar sayesinde tapınağın içinin üç nefe ayrılması ve salonun sonunda bir apsisin bulunması binayı plan olarak bazilikalara(5) yaklaştırmaktadır, iç kısmın yan duvarlarında, içinde heykeller bulunan beser niş ve bunların üstünde Işık girmesini sağlayan etrafı mermer kornişlerle süslenmiş beser pencere vardır. Nisler ile pencereler arasında ise mermer bir korniş sırası uzanmaktadır. Büyük mihrabın her iki yanında galeriye ve çatıya çıkısı sağlayan iki merdiven girişi bulunmaktadır. Çatının ne şekilde olduğu bilinmemekle beraber ahşaptan olan çatı gövdesi olasılıkla kiremit işlevi gören mermer levhalarla kaplıydı. Yapının doğusunda bulunan ve dışa doğru açılan apsis ise açıklanamamaktadır. Tapınağın tuğla duvarları, iç ve dış kısımdan yukarıdan aşağıya kadar renkli mermer levhalarla kaplanarak tuğla örgünün görünmemesi, sağlandığı gibi yapıya gösterişli bir görünüm de kazandırılmıştır, ancak bu mermer levhalar korunamamış, sadece saçaklık ve konsollar günümüze kadar gelebilmiştir. Ana yapıyı gezerken iç kısımda görülen insan boyu yüksekliğindeki tas duvarlar ile tuğladan yapılmış iç apsis Bizans döneminde yapının içine inşa edilen kiliseye aittir. Tapınağın kuzey ve güneyinde yuvarlak planlı kuleye benzeyen birer yapı vardır. Bu kulelerin çapı 15 m., yüksekliği 19 m.dir. Moloz tas ile kireç harçtan yapılmış olan duvarlar iç ve dış kesimden yontma taslarla kaplanmıştır. Yine her iki yapının kubbesi tuğla örgü olup kubbelerin ortasındaki yuvarlak açıklık aydınlatma işlevi görmektedir. Kubbeyi dış taraftan mermerden yapılmış, dış bükey profilli üzeri islemeli bir mimari kuşak çevrelemekte olup kubbeyi tutması için mermer konsollar kullanılmıştır. Yuvarlak planlı yapıların önünde üç yanı galerilerle çevrili 40×40 m. boyutlarında birer avlu yer almaktadır, bu avluların batıya bakan kısımları ise doğrudan doğruya ön avluya açılmaktadır. Burada bulunan galerilerin çatısı sütun yerine karyadit olarak adlandırılan destek figürleri tarafından taşınmaktaydı. Bunlar sırt sırta duran bir yanda erkek (Atlas), diğer yanda kadın olan heykeller olup Mısır tarzında biçimlendirilmislerdir. Beyaz mermerden olan bu eserlerin, bas ve kolları siyah mermerdendir. Bu figürlerin, baslarında üzeri islemeli 62 dörtgen bir sütun baslığı vardır. Bu baslık ile saçaklık arasında yumurta seklinde başka bir taşıyıcı eleman bulunmaktadır (6). Her iki avluda uzunluğu 12 m., genişliği 2 m. olan simetrik havuzlar ile bunların baslarında 3 m. derinliğinde kuyular yer almaktadır. Tapınağın batı cephesinde, temenosun bütün genişliği boyunca sütunlu bir portikos uzanmaktadır. Bu portikosun önünde ana yapıya giriş kapısının karsısında dört sütunlu bir propylon vardır. Bu portikostaki sütunlar gri granitten olup, Korinth düzenindeki sütun baslıkları ile sütun altlıkları mermerden yapılmıştır. Kemer, tonoz, kubbe gibi mimari özelliklerin yanı sıra tapınağın beden duvarlarının tuğladan insa edilmesi, bu kutsal alanın ve içindeki yapıların Roma döneminde inşa olduğunu göstermektedir, i.S. 2. yüzyılda olasılıkla imparator Hadrianus (i.S. 117-138) zamanında yapılan tapınakta Hellen ya da Romalı olmayan yabancı özellikler vardır. Tapınağın içinde ve dış tarafta her iki yandaki avlularda yer alan su havuzları ile kuyular Mısır kültü ile ilişkilidir. Büyük kapının Mısır tapınaklarında olduğu gibi kutsal Nil su taşıdığı sanılmaktadır. Yine bu kutsal yapının solundaki mermer kaplı havuzda da kutsal su bulunduğu kabul edilmektedir. Heykel eserlerinde görülen Mısır etkileri de tapınağın, Mısır kültü ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Ana yapının batıya doğru bakısı onun Mısır tanrılarından yeraltı tanrısı Sera-pis adına yapıldığını düşündürmektedir, imparatorluğun birçok yerinde su tanrıya isis ve Harpokrates ile beraber tapınıldığı için olasılıkla Bergama’daki tapınakta bu üçlüye sunulmuştur. 63 Tapınak, içinde yapılan büyük değişikliklerde Bizans döneminde de dinsel işlevini sürdürmüştür. Bugün ziyaretçilerin ilgisini çeken bu görkemli yapı ne yazık ki çeşitli etkilerle yavaş yavaş tahrip olmaktadır. Ayakta durmak için direnen “Kızıl Avlu” gerekli önlemler alınmadığı takdirde, artık zamana karsı direncini sürdüremeyecek ve onunla beraber birçok gerçekte yok olacaktır.
Üstte yer alan bu “Kızıl Avlu”resmi gezgin ve mimar olan Charles Texier tarafından çizilmiştir.
Üstte yer alan resim Kızıl Avlunun bir krokisidir. İyi incelendiğinde Selinus Çayının tünellerle alttan geçirildiğini görebilirsiniz.
DİOYNSOS TAPINAĞI
7- ASKLEPİON
Anadolu insanına yani bizlere daha iyi eğitim verilmeli. Hem de bu eğitim ile üzerinde yaşadığımız bu toprakların kıymeti anlatmalı ve açıklanmalı. Bunu neden söylüyorum. Yaşım 30’a gelene kadar Antik dünyada ister gerçek ister mitolojik olsun kim varsa hepsini Yunan kökenli olarak öğrendim. Fakat bende gezi merakı başladıktan sonra antik dünyaya ait pek çok kişi olay ve yerin Anadolu topraklarında olduğunu .
Asklepios Kimdir?
Asklepios, tanrı Apollon ile Teselya Kralı’nın kızı Koronis’ten dünyaya gelme olduğu söylenir. Mitoloji bu ya, Koronis Apollon ile zorla evlenmiştir. Gönlü Arkadyalı İskhys’tedir. Kutsal kuş (Yani Kuzgun) bunu Apollon’a haber verir. Apollon o sırada muhtemelen iş gezisinde olduğundan mıdır bilinmez, baskın yapması ve onları öldürmesi için ablası Artemis’e haber verir. Artemis kardeşine yapılan ihanetini görür ve onları okları ile yaralar. Sonrasında odunların üzerine atıp ateşe verir. Tam bu sırada Apollon gelmiştir ve karısının karnındaki bebeği fark eder. Koronis hayata veda ederken Apollon Koronis’in karnını yarar ve sezaryen (Bu arada Sezar’ın aynı şekilde doğduğu söylenir) ile oğlu yarı tanrı olan Asklepios’u annesinin karnından çıkarır. Büyük bir şifacı olan Asklepios’u babası Apollon ve yarı insan yarı at olan Kentaur’lar yetiştirir.
Asklepios ile ilgili pek çok olay ve anlatımlar mevcut. Ancak buraya bunları hepsini yazmak sizler için sıkıcı olabilir.
Asklepios’un Ölümü Nasıl oldu?
Üstte yer alan bu “Kızıl Avlu”resmi gezgin ve mimar olan Charles Texier tarafından çizilmiştir.
Üstte yer alan resim Kızıl Avlunun bir krokisidir. İyi incelendiğinde Selinus Çayının tünellerle alttan geçirildiğini görebilirsiniz.
DİOYNSOS TAPINAĞI
🏺 8 – Bergama Tümülüsleri: Antik Çağın Sessiz Tanıkları
📍 Bergama’da Tümülüs Neden var?
Bergama Tümülüsleri, antik çağda soylu ve seçkin kişilerin gömüldüğü anıtsal mezar yapılarıdır. Genellikle toprak ve taş yığınlarıyla oluşturulan bu tepeler, hem dini hem de siyasi anlamlar taşır. Bergama’nın kültürel peyzajında önemli bir yer tutan tümülüsler, atalara saygı ve devlet egemenliğinin simgesi olarak görülmüştür.
🏛️ Bergama’daki Öne Çıkan Tümülüsler
- Yığma Tepe Tümülüsü: Çapı 158 metre, yüksekliği yaklaşık 35 metredir. Athena Tapınağı ve Zeus Sunağı ekseninde yer alır. Pausanias’a göre bu tepe, Auge’nin mezarıdır ve bronz bir kadın heykeliyle taçlandırılmıştır.
- Maltepe Tümülüsü: Roma döneminde inşa edilmiştir. Hellenistik gömü geleneğinin sürdürüldüğü önemli bir yapıdır.
- İlyas Tepe Tümülüsü: Kale Tepesi’nin doğusunda yer alır ve UNESCO Dünya Mirası alanı içinde kabul edilmiştir.
- Tavşanlı Tümülüsü
- X Tümülüsü
🌄 Tümülüslerin Kent Peyzajındaki Rolü
Bergama’daki tümülüsler yalnızca mezar değil, aynı zamanda şehir planlamasının bir parçasıdır. Kale Tepesi’nden bakıldığında ova yerleşimindeki tümülüsler, kentin anıtsal görünümünü tamamlar. Bu yapılar, kilometrelerce uzaklıktan bile Bergama’nın tarihi kimliğini vurgular.
🧭 Arkeolojik Bulgular ve Kazılar
2014’ten bu yana yapılan jeofizik çalışmalar, Yığma Tepe Tümülüsü’nün farklı evrelerde inşa edildiğini ortaya koymuştur. 2017 kazılarında, yapının üzerine yığılan taş ve toprağın 260.000 m³ olduğu tespit edilmiştir. Bu veriler, Bergama’nın gömü mimarisi açısından ne kadar gelişmiş olduğunu gösterir.


