Safranbolu Gezisi

Safranbolu Gezisi

Safranbolu’da gezmeye değer 25 gezi noktası keşfettik.

Bu yazı Safranbolu’yu gezmek isteyenler için olmazsa olmaz bir rehber niteliğinde. Haydi bakalım nerelere gittik, neler gördük.

SAFRANBOLU’YA HANGİ ROTADAN GİTTİK VE YOLCULUK NE KADAR SÜRDÜ?

Sabah erkenden Bursa’dan çıktığımız yolculukta farklı bir rota hazırladım. Bu rotada çevre yolundan hızlı bir gidiş yerine güzel gezi noktaları ekledim. 

Rotayı belirlerken daha önce gitmediğimiz yerler olmasına dikkat ettim. Böylece Taraklı, Göynük, Çubuk Gölü, Mudurnu, Abant Gölü Milli Parkı ve Gerede gibi yerleri görme şansını yakaladık. Sabah gün doğarken çıktığımız yolculukta akşam güneş batmak üzereyken Safranbolu’ya ulaşmıştık. 

Yolculuk boyunca geçtiğimiz yerlere ait fotoğraf ve notlar için başka bir yazı hazırladım. Bu yazı ise tamamen “Safranbolu” ve “Safranbolu Evleri” içerikli olacak. Günün tamamı yolda geçtiği için Safranbolu Gezilecek yerler için ertesi gün başlangıç yaptık

SAFRANBOLU’NUN 25 GÜZEL GEZİ NOKTASI

HIDIRLIK TEPESİ VE SEYİR TERASI (1)

Eski Safranbolu bölgesini gezmeye başlarken ilk önce bu tepeden Safranbolu’ya bakarak bir plan yapmaya karar verdik. Öyle ya Hıdırlık  tepesinden gelip bakınca gezeceğimiz tüm noktalar karşımızda olacaktı.

Alttaki fotoğrafta Hıdırlık’tan Cinci Han ve hemen arkasında Köprülü Meydanını görünüyor.

Hıdırlık Tepesi kentin tamamına hakim bir noktada yer alıyor. Giriş ücretli. İçecek ve atıştırmalıklar için bir kafe hizmet veriyor. Manzarayı izlerken yada gezinizi planlarken bir kahve yada çay keyfi için oldukça güzel bir yer.

Hıdırlık Manzaramız

Hıdırlık tepesinde seyir noktasının yanı sıra türbe ve namazgah bulunuyor. Namazgah kısmının fotoğrafını çekerken hemen arka tarafta bulunan eski bir uçak dikkatimizi çekiyor. Bu uçak Milli mücadele için Safranbolu halkı tarafından satın alınmış.

Hıdırlık tepesinin mezarlık tarafında (arka tarafı) eski uçak ve bahçeli evler

Akçasu kenarında Safranbolu’nun bahçeli konakları.

En arkada ve sol üstte sadece çatısı görünen ev, Hacı Hüseyinler evi ve hemen altında Kaçak Camii bulunuyor. Tabi bu resimden onları net olarak görmeniz zor. Bu nedenle yakından fotoğrafları da yazının devamında mevcut.

Namazgah

 

Safranbolu Uçak
  

KAYMAKAMLAR GEZİ EVİ (2)

Hıdırlık tepesinden 500 metre aşağıda herkesçe bilinen Kaymakamlar Gezi evi yer alıyor. Böylece Safranbolu sokaklarını gezerek Kaymakamlar Gezi Evine ulaşıyoruz. Müze olarak hizmet veren bu yerde Eski dönem Anadolu yaşayışı hakkında ilk bilgileri öğrenmeye başlıyoruz. Kapıların kilitlerinden, tokmaklarından tutun da, haremlik selamlık odalarda kalanlara yiyecek ve içecek ikramı için kullanılan döner dolaplara kadar pek çok ayrıntıyı öğrenmeye başlıyoruz. Gezi evinden sonra tekrar taş döşeli o güzelim sokaklarda buluyoruz kendimizi.

CİNCİ HAN – KERVANSARAY  (3)

Kaymakamlar Gezi evinden hemen sonra yokuşun bitiminde Akçasu deresinin kenarına kurulu olan Cinci Han karşımıza çıkıyor.

Eski videolarda oldukça yıpranmış görünen bu han şimdilerde restore edilmiş hali ile tekrar hizmete açılmış. Artık yatılı olmasa da yeni konuklarını ağırlıyor.

Bir kaç sokak sonra ise kalabalık birden artıyor ve kendimizi harika bir caminin önünde buluyoruz. Evet burası Safranbolu’nun kalbi olarak tabir ettiğim İzzet Paşa Camii.

İZZET PAŞA CAMİİ (4)

Cami gerçektende Eski Safranbolu’nun kalbi denilecek bir noktada yer alıyor. Bir tarafı demir ve bakır ürünleri satan dükkanlarla, diğer tarafı ise lokumcular ve süs eşyacılarla çevrili caminin tarihi ise III. Selim’e kadar uzanıyor.

III. Selim’in saltanatında 1794-1798 yılları arasında sadrazamlık yapan İzzet Mehmet Paşa, 1743 yılında doğduğu yere yani Safranbolu’ya Nuruosmaniye Camisi’nin küçük bir kopyasını inşa ettirmiştir. 1796 yılında yapılan cami 18’inci yüzyılda batı etkilerinin Türk mimarisine yansıdığı eserler arasında gösterilir. Mihrabının üzerinde Padişah III. Selim’in tuğrası bulunur. İzzet Mehmet Paşa Camisi, içindeki kalem işleri, bezemeleri, çok köşeli kalemi andıran minare gövdesinin yanı sıra külah ve alemiyle estetik unsurlar barındırır. Örtü elamanları dıştan kurşunla kaplı olma özelliğiyle Safranbolu’daki camiler içinde tektir. Mihrabı, minberi, kalem işleri ve parmaklıklarına kadar bütünlük duygusu oluşturmaktadır.

Kesme taştan ince işçilikli olarak yapılmıştır. Fevkani Camiler grubuna has özellikler taşır. Küçük bir külliyeyi oluşturan, eğimli araziye uyumlu bir şekilde yerleşen yapılardan camiye 10 basamaklı merdivenlerle ulaşılır. Yapının ana mekanını örten kubbeye pandantiflerle geçilmekte aradaki kasnağa ise pencereler açıldığı görülmektedir. Köşelerdeki ağırlık kuleleri yapıyı sınırlar. Namaz kılma alanı kare biçiminde olup eni boyu 13.5 metredir. Minber ve mihrabı çok zengindir. Mihrabın üzerinde Padişah III. Selim’in tuğrası vardır. İçindeki kalem işleri, bezemeleri, çok köşeli kalem gibi zarif minare gövdesi ile külah ve alemi bu zarafete layık bir şekilde yapılmıştır. 1902-1903 ve 1990 yıllarında onarım gören caminin külliyesi içinde kütüphane, abdesthane, iki çeşme ve vakıf dükkanları yer alır.

Caminin en sıra dışı özelliklerinden biri de Akçasu deresi üzerine yapılmış olmasıdır. Öyle ki cami ve avlu dere üzerinde yapılmış bu kemerler üzerinde yükselir. Bu kemerlerin ne kadar derine indiklerini görmek için caminin demirciler sokağına inen merdiveninde sağ tarafta bir seyir alanı yer alır. Esnaf tarafından pek temiz kullanılmasa da bu alan buradaki yapıları anlamak için önemli sırlar verir.  Bu sıra dışı mimariyi anlamanın belkide en güzel yolu bu seyir noktasından dereye inen kemerlerini incelemektir.

DEMİRCİLER ÇARŞISI (5)

İzzet paşa camiinin hemen altında yer alan bu çarşı aslında akçasu deresinin üzerine yapılmış bir kemerin üzerinde kurulu. Çarşıda demir, bakır, prinç ve kalay kullanılan pek çok ürün mevcut. Ancak bugünlerde üretim azalmış ve yerini al satçılara bırakmış görünüyor. Sokağın yukarısına doğru devam edince antika ve koleksiyon ürünleri satan dükkanlarda katılıyor bu demirci dükkanlarına. Şimdi biraz da kent merkezinden uzaklaşma vakti. Demircilerin olduğu yokuştan sola dönüyorum. Evet Tabakhane’ye doğru gidiyorum. Ama merak etmeyin herhangi bir şey yetiştirmem gerekmiyor. Bu taş döşeli dar yollarda ilerlerken sol tarafta eski bir çeşme çıkıyor karşıma.

Çarşıda pirinçten yapılmış havanlar, eski dönem kapı kilit ve tokmakları yanı sıra çeşitli kaplar bulunuyor. Yine arastaya doğru devam ettikçe örme ve oyma işi yapan ve satan pek çok dükkan var. Safranlı lokumun yanı sıra safranlı kolonya da satılmaya başlamış. Çarşıda yüksek yoğunluklu bir hareket var.

Çarşıda geçtiğimiz yıllara göre esnaf sayısı artmış durumda. Tabi fiyatlarda öyle olmuş. Yeni aldığım bir izci bıçağının burada iki katı fiyatla görünce şaşırmadan edemedim. Canım esnafımız o kadar masraf edip uzun yoldan geldik, ekstra masraf etmeyelim diye pahalı söyledi herhalde. Ne ince insanlar.   

HACI SARE HANIM ÇEŞMESİ (6)

Bu çeşme de Safranbolu’da göreceğimiz diğer çeşmeler gibi aslında. Eski bir zamandan beri serin sularını taşıyorlar bu eski taş döşeli sokaklara. Kim bilir karın buzun, beyaz örtünün altında bambaşkadır belkide. İşte asıl çeşmeler tanıklık ediyorlar Safranbolu’da zamanın geçişine.

ESKİ TABAKHANE, TABAKHANE CAMİİ VE ESKİ CAMİİ (7)

Tabakhanede işlerimiz bittiğine göre şimdi Safranbolu’daki en önemli noktalardan birine doğru gitmenin vakti gelmiş demektir. Tabi acele de etmiyorum. Yavaş yavaş, küçük adımlarla geziyorum Safranbolu’yu. Yukarı doğru çıkarken Kütükçü Camiini geride bırakıyorum.

KENT TARİHİ MÜZESİ (8)

Eski Safranbolu gezisinde mutlaka uğranması gereken yerlerin başında “Kent Tarihi Müzesi” yer alıyor. Safranbolu’nun bugünkü turistik zenginliğine sahip olması ve dünya kültür mirası haline gelmesinde etkili olan büyük usta Süha Arın hakkında buraya gelmeden önce bilgi edinmeniz oldukça yararlı olacaktır.

1904-1906 yılları arasında kale olarak adlandırılan bu yüksek alanda Hükümet Konağı olarak inşa edilmiştir. 1976 yılına dek Hükümet Konağı işlevi görmüş ancak o sene çıkan bir yangında harap olmuştur. 2000 yılında başlatılan restorasyon çalışması oldukça başarılı bir biçimde yapılmıştır. Kültür Bakanlığının 2000-2006 yılları arasında yaptığı bu çalışma sayesinde yapı Safranbolu’nun gözdesi ve simgesi halindedir. 2006 yılında açıldığında kent tarihi müzesi olarak hizmete açılmıştır. Kent Tarihi Müzesi, kentin kültürel, tarihsel, sosyal zenginliğini tanıtmak ve gösterebilmek amacıyla Safranbolu ile ilgili her türlü bilgi, belge, eşya, görsel malzeme, ses ve görüntü kayıtlarını bünyesinde bulundurmak, bu verilere dayalı geçici ve sürekli sergiler düzenlemek amacıyla kurulmuş kültür birimidir.

Müze; Zemin 1. kat ve 2.kat olmak üzere 3 (üç) kattan oluşmaktadır. Safranbolu’nun günümüze kadar geçirdiği evreleri kronolojik olarak izleyebilir, yaşam ve kültürünü görüp eski bir Safranbolu Çarşısında gezebilirsiniz.
Birinci katta; Safranbolu’nun ve binanın tarihçesi, haritaları, kültürel yayınları, uydu görüntüsü, sergi salonu ve konferans salonu bulunmaktadır. İkinci kat girişindeki salonda, Cumhuriyet dönemine ait kıyafetler sergilenmekte. Safranbolu salonunda, Osmanlı döneminden Cumhuriyet dönemine kadar uzanan Safranbolu tarihi ile ilgili bilgiler görsel detaylarla aktarılmakta. Roma ve Bizans dönemi, Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dönemine ait madeni paralar ile diğer materyallerde sergilenmektedir. Etnografya salonunda geleneksel Safranbolu yaşamında kullanılan eşyalar sergilenmektedir. Zemin katta; Safranbolu’da ticari hayat ve geleneksel el sanatları hakkında fotoğraflı bilgiler bulunmaktadır. Aynı zamanda; Esnaf ve Zanaatkarlar Çarşısında Şifa Eczanesi, Lokumcu, Yemenici, Kunduracı, Sayacı, Semerci, Saraç, Ahşap işçiliği, Demirci, Bakırcı, Kalaycı ve Esnaf kahvesi gibi Safranbolu’daki önemli esnafların çalışma ortamları özgün canlandırma tekniği ile ziyaretçilere sunulmuştur.

Kent Tarihi Müzesi uzaktan bir fotoğrafı

TARİHİ SAAT KULESİ (9)

Tarihi saat kulesi Safranbolu’nun en değerli eserleri arasında yer alıyor. Saat kulesinin en önemli özelliklerinden biri de Anadolu’nun ilk saat kulesi olması özelliğine sahip. Bursa’da yaptığımız gezilerimizde iki önemli saat kulesi hakkında bilgi vermiştik. Bursa Osmangazi ve Orhangazi türbelerinin yanında yer alan saat kulesi ve Yenişehir ilçesinde yer alan saat kulesi.

Safranbolu tarihi eserlerinin bir arada sergilendiği vadinin ortasındaki Kale’nin üzerinde bulunan Saat Kulesi,  Padişah III. Selim’ in Safranbolu’lu sadrazamı İzzet Mehmet Paşa tarafından 1794-1797 yılları arasında yaptırılmıştır.Safranbolu Saat Kulesi ülkemizde bulunan saat kulelerinden çalışır durumda olan ve içine çıkılabilen en eski saat kulesidir. Kale’nin de en eski yapısı olan Saat Kulesi 4,65 X 4,65 ölçülerinde kare planlı, 12 metre yüksekliğinde taş duvarlı, mahya çatılı yalın bir yapıdır. Eski Cezaevine bakan kenarında tek giriş kapısı vardır. Kulenin dikine yükselen merdivenle ulaşılan saat odasının dört tarafında dikdörtgen ikişer pencere yer alır, iç aydınlatması mazgal delikleriyle sağlanmaktadır.Haftada bir kurularak 200 yılı aşkın bir süredir aralıksız çalışan saat  109 ve 60 kg.’lık iki ağırlıkla çalışmaktadır. Dış kadranı ise 1.20 çapındadır.Karabük Valiliği İl Özel İdaresi kaynaklarıyla Karabük Üniversitesi Safranbolu Meslek Yüksek Okulu tarafından 1998-1999 yılında restorasyonu yapılmıştır.Saatin bakım ve onarımı bu işin ustası Rıfat Conkoğlu’ndan sonra  1965 yılından itibaren Kundura ustası İsmail ULUKAYA tarafından  yapılmaktadır. Saat Kulesi, Kent Tarihi Müzesi ile birlikte Pazartesi günleri dışında her gün 09.00-17.30 saatleri arasında ziyarete açıktır.

SAFRANBOLU ARASTASI (10)

Uzun bir dönem suskun olan arastada eski dönem videolarını incelerken Japon turistler tarafından çekilmiş bir videoya rastladım. Arastanın rutubetli ve yıpranmış dükkanları arasında gezdikleri sırada halen çalışan tek bir dükkana rast geliyorlar. Aradan 40 yılı aşkın bir zaman geçmiş ve arasta bugün yeniden eski günlerine kavuşmuş vaziyette. Canlanmış, renklenmiş ve şenlenmiş. Tıpkı ilk zamanlarında olduğu gibi hareketli ve neşeli. Tam ortasına yakın bir yerde çay kahve içilecek bir mekan da mevcut. Ancak burada fazla oturamıyoruz. Nedeni ise çok küçük bir alanda  aşırı yoğun sigara dumanı altında kalınca çocukları uzaklaştırmak gerekti. Arastayı gezmek için en güzel saat sabahın erken saatleri. Böylece arastayı en güzel hali ile görmek mümkün oldu.

KAZDAĞLI MEYDANI VE ULUCAMİ (14)

Hamamın üst kısmında yer alan geniş alanın Kazdağlı Meydanı ve meydanın hemen yanında Ulucami yer alıyor. Ulucamiyi de gezdikten sonra kentin merkezindeki gezi planımız tamamlanmış oluyor. Sırada iki önemli uğrak noktamız daha var.

KÖPRÜLÜ MEYDANI VE GÜNEŞ SAATİ (11)

Buraya gelmeden önce mutlaka uğramalıyım diye not aldığım yerlerden biri de burası. Köprülü meydanı ve güneş saatinin olduğu yerde oturup dinleniyoruz. Biraz çay kahve molası verdikten sonra sıra avlusunda durduğumuz bu güzel camiye geliyor sıra.

 

KÖPRÜLÜ CAMİİ (12)

Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa tarafından (H.1072/M.1661) yaptırılmıştır. Cami; Çarşı’da Çeşme Mahallesi’ndedir. Yazıtı yoktur, ancak caminin bağlı bulunduğu Köprülü Mehmet Paşa Vakfı’nın mühründe H.1072/M.1661 tarihi bulunmaktadır. Muhtemelen cami 1661 yılında ibadete açılmıştır. Yine Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa tarafından gönderilen el yazması bir Kuran’dan caminin 1661 yılında ibadete açıldığı anlaşılmaktadır. Cami tümüyle XVII. yüzyılın özelliklerini belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır. Avlusunda şadırvan, güneş saati ile kütüphane ve muvakkithane olarak müştereken yapılmış bina bulunmaktadır.

Cami yaklaşık 2,5 yıl süren restorasyon çalışmaları sonrasında 2019 yılında tekrar ibadete açılmıştır.

Avluda kütüphane olarak yapılmış olan yer bugün muhtemelen Safranbolu araştırma merkezi olarak kullanılıyor. Cami hakkında farklı anlatımlar olması nedeni ile doğru kaynak olması açısından resmi kaynaklar baz alınmıştır.

Kaynak: Karabük İl Kültür Turizm Müdürlüğü ve Karabük Valliliği

CİNCİ HAMAMI (13)

Köprülü camiinden çıktıktan sonra Cinci Hamamı hemen karşımızda yer alıyor. Hamam gezimizin ilk kısmında adı geçen Cinci Han’ın hemen üst tarafında. Bir zamanlar İpekyolu üzerinde çok önemli bir durak olan Safranbolu’da kervanlar Cinci Handa konaklama yapanlar temizlik için hanın hemen yanıbaşındaki bu hamamı kullanırlarmış. Bu kadar küçük bir alanda camiler, hamam, arasta, kervansaray ve çeşmeler olması Safrabolu’nun geçmişte çok yoğun bir kent olduğunu anlatıyor.

 

HACI HÜSEYİNLER EVİ (15) 

Hacı Hüseyinler Konağı yada doğru kullanımı ile Hacı Hüseyinler Evi, Safranbolu’daki en özel yapılardan biri. Aslında Hacı Hüseyinleri Evi için ayrı bir blog yazısı hazırlasak yeridir. Özetle bu yazıda bahsetmek gerekirse evin hikayesi Muslubeyoğlu Hacı Hüseyin Hüsnü tarafından evin yaptırılması ile başlıyor. Musuldan gelerek buraya yerleşen ailenin önce bu köşkü ardından da hemen alt sokağında yer alan Lütfiye (Kaçak) Camiini yaptırdıkları biliniyor. Yazılardan anlaşıldığı kadarı ile evin 1870 yılında yapıldığı tahmin ediliyor.

Bu evin dış bahçesinin duvarında yer alan “Allah” yazısın pek çok belgesel ve kitapta bahsi geçmiştir. Evin ilk yapıldığı dönemde Akçasu üzerine bir cami ve değirmenin de beraberinde yapılmış olması dönemine göre ne büyük bir imar söz konusu olduğunu açıklar nitelikte.  Safranbolu’da geçmiş dönemden bugüne gelen havuzlu evler içerisinde belkide en önemli eser olması muhtemeldir.

LÜTFİYE CAMİİ (KAÇAK) (16)

Hacı Hüseyinler evinin bahçesinden dereye doğru indiğinizde bu defa Lütfiye camii şaşırtıyor bizleri. İçi ayrı, dışı ayrı güzel camide en çok hoşuma giden şey buradaki sakinlik ve muhteşem enerjisi. Bunun en büyük etkeni ise bana göre altından şırıl şırıl akan Akçasu deresinin buz gibi akan suyu.

İlk başta derenin üzerinde kurulu bir cami nasıl olur dedirtse de bir süre sonra buradaki ortamın en önemli parçası olduğunu hissettiriyor. Hacı Hüseyinler evi ile yaklaşık aynı tarihe sahip bu caminin Hacı Hüseyinler evi ile birlikte yapıldığı biliniyor.

 

Fotoğraf sanatçısı tarafından çekilen bu fotoğrafçıya saygı için hemen altta Instagram linkine tıklayıp teşekkür edebilirsiniz.

thanks to the photographer

 

 

GÖZTEPE TÜMÜLÜSÜ (17)

Tümülüs varsa burada tarihi çok eskilere götürmemiz gerekecek. Tümülüs bize burada Friglerin yaşamış olduklarına dair en büyük kanıtı sunuyor elbette. Peki ama Yassıhöyükten neredeyse 180 km kuzeyde Frig varlığı nasıl mümkün. İşte Anadolu’nun yeni bir gizemi daha ortaya çıkacak belkide. Öyleyse Friglerin sınırlarını daha da geniş düşünmemiz gerekecek. Burdur’da başlayan bu büyük krallığın kuzey ucu Safranbolu’ya dek uzanıyor demekki. Umalımki tümülüs hakkında daha fazla bilgi ortaya çıkar. En azından hangi kral burada gömülmüştü onu öğrenseydik.

 

Eski Safranbolu etrafında yer alan güzellikleri görmek için yolumuza devam ediyoruz. Sırada Tokatlı Kanyonu ve Cam Teras var.

TOKATLI KANYONU & İNCEKAYA SU KEMERİ (18)

Tokatlı Kanyonu Safranbolu’yu gezen herkesin durak noktası. Anadolu’nun sahip olduğu eşsiz doğal güzelliklerinden biri olan kanyon üzerinde İncekaya su kemeri yer alıyor.  6 kemere sahip 120 metre uzunluğunda.  Yapıdaki ilk beş kemer taş ağırlığın tabana yaptığı basıncı azaltmak için.  Köprüye gelen rüzgarın geçişini sağlayarak korumayı amaçlıyor. En büyük kemer ise tıpkı Mostar gibi, kanyonun iki yakasına taş ayaklarla bağlı. Sadrazam İzzet paşa 18. yüzyılın başlarında kemerin yapımı için talimat vermiş.

 

SAFRANBOLU KRİSTAL CAM TERAS (19)

Safranbolu cam terası oldukça isabetli bir yere yapılmış. Tüm kanyona hakim bu noktadan bakınca ‘iyi ki geldim’ diyorsunuz kendinize. Cam terasın bir o tarafında bir diğer tarafında buluyoruz kendimizi. Selfiler, bilmem kaç piksel yüksek çözünürlükler. Bizim bir resmimizi çeker misiniz diyenler. Aşağı bakıp tanımadığınız halde kolunuzu tutanlar. Tüm bunlar bir yana yeşilliğe kanyona baktıkça içiniz açılıyor adeta. İşte gerçekten anı biriktirmek için en doğru yer burası diyorsunuz o anda. Fakat o da ne! Hemen sağ tarafta villalar ve apartmanlar oluşmaya başlamış sanki. Keşke gözlerimiz bizi yanıltıyor olsaydı ama maalesef. Beton canavarı buralara da gelmiş. Halbuki biz ondan kaçıp buralara kadar gelmiştik.

Kanyonun sol tarafında “Zipline”ın karşı taraftaki alanı görünüyor.

Yeşilin ve mavinin bir arada olduğu harika bir manzara cam terasta sizi bekliyor olacak.

Kristal Cam Teras’ın olduğu yerde bir Zipline alanı, Ters Ev ve At Çiftliği bulunuyor. Bunlar ilgimizi çok çekmediği için bizde yolumuza devam ediyoruz.

Mencilis Mağarası Safranbolu’da farklı bir gezi noktası. Bulak mahallesinde yer aldığı için biraz yolculuk yapmak gerekiyor. Bu arada Bulak adı geçince bu bilgiyi vermeden de olmazdı. Eski Safranbolu Evleri bugün bu kadar güzel ve sağlam oluşlarını Bulak’lı ustalara borçlular. Öyle ilk meclisimizi yapan ustalar da onlar değil miydi?

BULAK MENCİLİS MAĞARASI (20)

Mencilis Mağarasını görmek için 240 gibi bir basamak çıkmak gerekiyor öncelikle. Ardından bir ücret karşılığında bilet almak gerekiyor. Sonrasında dikit ve sarkıtlarla dolu bir eski bir dünyanın içine giriyoruz. Kaç milyon yılda oluşmuş kimbilir. 800 metre kadarlık bölümünü geziyoruz. Ardından çıktığımız basamakları geri inmek kalıyor.

RAŞİTLER BAĞ EVİ (21)

Raşitler bağ evi ve Hacı Hüseyinler evi Safranbolu’da görülmesi gereken evler arasında. Bir Safranbolu evinin tüm niteliklerini görebileceğiniz bu ev aynı zamanda restorasyon ödüllü.

Erhan Hangün abimiz ve eşine teşekkür ve saygılarımızla.

NOT: Bu arada Raşitler Bağ Evi son zamanlarda kapalı olabilir. Evin sadece dıştan resmini çekebilirsiniz. Evi ve bahçeyi merak edenler için alta resimlerden ekliyorum.

YAZIKÖY – YÖRÜK KÖYÜ (22)

Bulak’tan Kastamonu yoluna çıkıp bir müddet devam edince sol tarafta mezarlıklar arasından gidilen bir yoldan ulaşıyoruz köye. Köy çok kalabalık. Turist yoğunluğu çok olunca ahali de geçim kaynağı olarak turizme yönelmiş doğal olarak. Evleri gezip görmek isteyenler için ücret mukabilinde gezilen pek çok yer var. Eski evler eski yaşamlar üzerine fikir sahibi olmak için oldukça güzel. Burada ilk girişte restore edilmeyi bekleyen bir ev var. Önünde bir heykel. Leyla Gencer adlı dünyaca ünlü bir sanatçının doğduğu evmiş meğer. Öldüğünde küllerinin boğazına sularına savrulmasını vasiyet etmiş. İtalya’da bir dönem Leyla Gencer dönemi yaşanmış.

 

KADI DERESİ KÖPRÜSÜ (23)

 

SAKLI DEĞİRMEN (24)

SAFRANBOLU’DA YEMEK & ALIŞVERİŞ VE YAŞAM

YEMEK

Yöresel lezzetler sunan bir işletmede yedik ilk olarak. Sanırım BİM’in paket mantısı bize sundukları mantıdan daha güzel. Yöresel olduğu söylenen yemekler lezzetsiz ve çok az miktarda servis edildi. İlk defa ekmekle karnımı doyurup çok yüksek meblağda hesap ödedim. O da Safranbolu’ya kısmetmiş.  Sırf bu nedenlerden diğer günlerde ve öğünlerde tekrar bu bölgede yemek yemedik. Önerim Google yorumlarını okumadan  aman işletmelere gitmeyin.

ALIŞVERİŞ

Safranbolu’da yoğun turist olması çeşitlilik açısından pozitif etkilemiş. Buradan lokumsafranhelva ve hatıra bir kaç eşya satın aldık. Frig işine benzeyen hamam tası güzel bir hatıra oldu.  Ha bir de şu meşhur yemeni dedikleri deri ayakkabılardan da aldık. Aslında Bursa’da yemeni deyince akla kadınlarımızın saçlarını bağladıkları işli oyalı örtüler akla gelir. Safranbolu’da deriden yapılan ayakkabıya yemeni deyince ilk başta şaşırmıştım.

KONAKLAMA

Konaklam önerimiz yok. Üç gün içinde iki farklı konaklama yaptık. Hangisi daha kötü henüz karar veremedim. Turizm bakanlığı konaklama ve restaurantları denetlese hiç fena olmaz. Bu  kendi görüşüm elbette.

Kaldığımız iki konağı da neden önermedik ?

Kahvaltıyı mutlaka sorun, whatsapp ile yazılı olarak kaydınız olsun. Başta var diyerek sonradan iptal ettiler her iki konaklama da aynı şeyi yaptı. Konaklama fiyatını da değiştirmeye kalkacaklar. Ne tuttursak kardır anlayışı denetlenmeli. Konaklama yapacak olanlar için önerim mutlaka yorumların olumsuz olanları okunmalı. İşletme sahibin yanıt verme biçimi size ipucu verecek. Bu nedenle kaldığımız yerlerle ilgili bir öneri yazmıyorum.

KONAKLAMA ALTERNATİFİ

Ancak burada Karabük Üniversitesine ait uygulama oteli var. Müsaitlik varsa uygulama oteli oldukça makul görünüyor.

SAFRANBOLU SOKAKLARI VE EVLERİ

Sonuç olarak hoşa gitmeyen bazı esnaf sorunları dışında Safranbolu’da harika zaman geçirdik. Safranbolu’nun kendi güzelliği bunda çok etkili oldu elbette. Ancak Safranbolu’yu tekrar bu ülkeye kazandıran Belgesel ustası ünlü yönetmen Süha Arın’ı rahmetle anmadan bu yazıya son vermek istemiyorum. Onun “Safranbolu’da Zaman” adlı büyük eseri hem kendisine, hem Safranbolu’ya ün getirdi. Öyle ki ülkemize gelen yabancı turistlerin gözdesi halinde burası. Ülkeye ve ülke insanına katkı sağladığı için kendisine teşekkürü borç bilirim. Milliyetçilik denilen şey gerçekte budur. Ülkene bir şeyler katarsın. 

Elbette her güzel geçen zamanın bir sonu da oluyor. Hoşçakal Safranbolu kısmet olursa yine geliriz.